“Belediyecilik doğum, düğüm ve ölümdür”

Eski Ordu Belediye Başkanı yeni Cumhuriyet Halk Partisi Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Ordu Milletvekili Seyit Torun ile Buluştuk; bize motivasyon kaynağını, Ordu’ya dair çalışmalarını ve ideallerini anlattı.

Öncelikle Ordu Genç Bakış Gazetesi olarak söyleşi teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ediyoruz.

-Ben Teşekkür ederim.

Söyleşimizin amacı herhangi bir partiyi övmek ya da yermek değildir.  Amacımız; şimdiye kadar yapılmış olan hizmetleri ve daha iyi nasıl olacağını konuşmak.

Yaşanabilir bir Ordu, şehrin merkezinde yüksek kalitede merkezler yaratma,  daha az problem, daha fazla konfor ki, bunu tüm hemşerilerimizin hak ettiğini düşünüyoruz.  Bir de tabi ki bir Ordulu olarak hizmetleri ve bu hizmetleri yapanlara teşekkür borcumuz olduğu da ifade etmek gerekir.

-Teşekkür ederim.

 “Eğer insanımızın mutlu ve acı gününde yanında olmuyorsanız onun sevincini ve hüznünü yüreğinizde hissetmiyorsanız başarılı olmanız mümkün değil”

Sayın Torun, şimdiye kadar ki, hem yerelde, hem de Türkiye siyasetinde bulunmuş olduğunuz mevki itibarıyla, edindiğiniz  birikimler ile hem Ordu ya  hem de ülke  siyasetine çok değerli katkılar  sunduğunuzu, katkıda bulunduğunuzu biliyoruz. Bu bilgiler ve tecrübeler ışığında;

Eğer ideal bir belediye ve belediye başkanı profili çizseydiniz bu nasıl bir profil olurdu?

-Tabii ideal bir belediye başkanı bence; vatandaşını sahiplenen, derdiyle dertlenen, sevinciyle mutlu olan ve yılın 365 günü onun sorumluluğunu hisseden ve sürekli kendini geliştiren, yeniliğe açık ve vatandaşlarının mutluluğu için mücadele eden bir yapı olmasını isterdim. Ben Belediye Başkanları Toplantısı’nda veya belediye başkanlarıyla sohbet ederken hep şunu söylerim; ‘Belediyecilik aslında doğum, düğüm, ölümdür. Eğer insanımızın mutlu ve acı gününde yanında olmuyorsanız onun sevincini ve hüznünü yüreğinizde hissetmiyorsanız başarılı olmanız mümkün değil. ‘ Ama tabi bunun yanı sıra; şehrin gelişmesi adına, şehrin daha yaşanılabilir olması adına birçok katkıyı da sunmanız gerekiyor, yenilikleri takip etmeniz gerekiyor, dünyayı algılamanız gerekiyor. Bunları yaptığınızda da zaten başarılı olmamanız için hiçbir neden yok.

Ordu’yu geleceğe taşıyacak bir çok projeye  imza attığınızı biliyoruz;

Nasıl bir hayaliniz ve tasavvurunuz vardı? Ayrıca bu çalışmaları yaparken motivasyon kaynağınız neydi?

-Motivasyon kaynağımız tabi ki hemşerilerimiz, vatandaşlarımız, komşularımız. Tabi bizim hep Ordu’da düşündüğümüz olay Karadeniz’de, Türkiye’de ve Dünya’da tanınan bilinen bir Ordu. Katma değerin arttığı, insanların refahının arttığı, yaşamın kolaylaştığı bir ordu hayal etmiştik. Bunun için de mücadele ettik. Günlük işlerle de uğraşmadık. Açıkçası 60 yıla hitap eden bir içme suyu arıtma tesisi kurduk yeni. Daha öne düşük koddan dere kodunda su artıma tesisimiz vardı. Çok yüksek oranda enerji kullanıyorduk enerji maliyetimiz yüksekti ve tesiste suyun yapısına göre kurulmamıştı. Biz DSİ ile protokol yaparak parasını 50 60 yılda ödemek kaydıyla bir fon kullandık. Başka kendi kaynaklarımızdan da kullandık ve şu anda cazibeyle su kullanılıyor ve arıtması da Suyun gerçekten kalitesi çok iyi tabi atık su arıtma tesisi Avrupa birliği fonlarıyla yaptık ve yaklaşık %81 hibe heyeti %90’a Çevre ve şehircilik %10 finansmanı biz sağladık. Ve bugün Ordu’nun bütün Sahili aslında temizlendi daha önce derin deşarj yapmıştık Arkasından da ileri biyolojik arıtma tesisi yapınca artık çevreyi kirletmeden denizlerimizi, sahillerimizi kullanır hale geldik ve o dönemde mavi bayrak aldık. Aynı zamanda asbest boruları tüm kolektörleri yeniledik bu hibe fon çerçevesinde ve Ordu’nun önemli ölçüde alt yapı sorunu da çözülmüş oldu tabi bir yandan da turizmi düşündük işte turizmle ilgili hem yaz turizmi hem kış turizmi. Yurt dışında birçok uluslararası etkinliğe imza atarak Ordu’nun tanıtılması için gayret gösterdik. Uluslararası etkinlikler yaptık; tiyatro festivali, edebiyat festivali, heykel festivali gibi birçok alanda festivaller gerçekleştirdik. Dünya Yazarlar Evi’ni Ordu’da açtık ve özellikle o alanda da bir tanınırlık sağladık. Avrupalı Gazetecileri İlk defa Ordu’ya getirerek Ordu’nun tanıtımıyla ilgili çalışma yaptık. Kısacası Ordu’nun da turizmle büyümesi için de yoğun gayretlerimiz oldu. Turizm konaklama tesislerinin artması içinde önemli katkılar verdik. O günlerde çok ağır eleştiriler aldık ama bugün görülüyor ki tesis olmadan, konaklama olmadan insanları Ordu’da tutamıyorsunuz. Ordu’nun güzelliklerini tanıtma fırsatını oluşturamıyorsunuz. Kısacası birçok alanda çalışmalar yaptık Menekşe Sokağındaki sit alanının restorasyonunu gerçekleştirdik. Yani o günlerde Bahçeşehir Üniversitesi ile birlikte Ulaşım Master Planını yaptık. Ve bugünkü trafikteki rahatlamalarda o günkü projenin uygulanmasıyla gerçekleşti. Yani belediye hizmet binasından tutun, otogar yerinin alınmasından tutun birçok alanda elimizden geldiğince Ordu’yu geleceğe taşımaya çalıştık. Aslında çok düşündüğümüz konular vardı ama biliyorsunuz bu göreve halkın iradesiyle geliyorsunuz halkın iradesiyle de gidiyorsunuz nasip kısmet olmadı.

 “Yeşil alanların imara açılması gerçekten beni üzüyor. İlimize karşıda ihanet olarak değerlendiriyorum”

Şehir Hayatında insanların daha rahat nefes alabileceği yaşam alanları açılması ve bu alanların halka sunulması, Modern Şehircilik anlayışının en önemli şıklarından biridir. Bu konuda neler yaptınız?

Biz Ordu’da hiçbir yeşil alanın asla ve asla vasfını değiştirmedik. Ve bütün yeşil alanları da amacına uygun değerlendirdik. Geçmişte kullanılmayan atıl tutulan yeşil alanları; günlük piknik alanı olarak, vatandaşlarımızın dinlenebileceği, gezebileceği park olarak değerlendirmeye çalıştık. Ve aslında bakıldığında Ordu’ya ‘Yeşil Ordu’ diyoruz ama ‘Etrafı Yeşil Ordu’ derim ben hep için de yeşillik biraz az. Olanları da biz değerlendirmeye çalıştık vatandaşımızın da hizmetine sunduk. Ama şimdi görüyorum yeşil alanların imara açılması gerçekten beni üzüyor. İlimize karşıda ihanet olarak değerlendiriyorum.

Köylerden şehirlere göç neticesinde, çarpık kentleşme;  genelde ülkemizin, yerelde şehrimizin en büyük problemlerinden biri olmuştur.

Hizmette bulunduğunuz süre içerisinde modern şehircilik anlayışına uygun Ordu şehir yapılanmasının oluşmasında nasıl bir yol izlediniz?

Biz sahile yakın hiçbir yerde yoğunluk artışı vermedik. Daha çok Güney Bölgeleri’nde oluşturduk ve kolay kolay yükseklik arttırmadık. Ancak yeşil alanı, donatı alanları fazla bırakıyorsa yükseklik verdik asla yoğunluk arttırmadık. Tabi bunda da görev yaptığımız arkadaşlarımızın çok önemli katkıları oldu. Onlarında bu konu da ciddi bir birikimleri vardı. Biz daha çok şehri Güney’e doğru açmaya çalıştık. O bölgelerde de gerçekten belli bir yapılaşma oldu. Ama sahile yakın bölgelerde özellikle belli koda kadar yapılaşmayı asla ve asla bozmadık. Tabii bazı istisnalar oldu bu konuda, örneğin; konaklama tesisi yapmak istiyor yatırımcı, ona maksimum 1 kat verdik öyle 3-5-10 yükseklik değil.  Sonuçta bazen yatırımın gelebilmesi için belli fedakârlıklarda bulunmanız gerekiyor. O da maksimum 1 kat olmuştur. Onu da çok öngörünümü ve yapıyı bozmadan gerçekleştirdik. Tabi aslında imar planları bir şehrin anayasasıdır. Anayasayı bozmak ne kadar zor olmalıysa, aslında imar planlarını bozmakta çok zor olmalı. Ama bugün yasa maalesef belli bir prosedür çalıştıktan sonra meclis kararıyla bunlar olabiliyor. Bunlarında aslında kolay kolay olmaması lazım.

Bugüne kadar süregelmiş, şehrimizin en önemli problemi olmaya devam eden bir yol problemi var. Bu problem ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Tabi Karadeniz, çok dağlık yerleşimi olan bir bölge haliyle zaman zaman yapılan yolların bile bakım ve onarımı gerekiyor. Belli bir planlama ile bunlar yapılamaz değil yapılabilir. Ama maalesef bu konu da sınıfta kaldık. Gerek şehir içi ulaşımda, gerekse ilçelerle olan ulaşımımızda hala yeterli seviyeye ulaşamadık. Yıllardır Akkuş-Niksar yolu konuşulur yıllardır Aybastı yolu konuşulur yıllardır Gürgentepe-Gölköy-Mesudiye yolu konuşulur. Hatta üzerine deyişlerde ifade edilir. Ama yer çok yavaş ilerliyor. Veyahut halen ele alınmayan yollarımız var Kumru-Korgan gibi bir çok yolumuz var. Hâlbuki bu yollar bizi Akdeniz’e bağlayacak yollar, İç Anadolu’ya bağlayacak yollar. Hem ticareten hem turizm yönünden çok önemli yollar. Düşünün; bir Sivas ilinde yaşayan vatandaşımız 1-1,5 saatte denize ulaşabilirse bunun hem ticari olarak hem turizm olarak bize çok önemli katkısı olacak. Aynı şekilde Tokat ve diğer illerimize bakıldığında bunların bağlantı yolları geliştiğinde, her türlü ulaşım konforu arttığında bundan en fazla faydalanacak ilimiz Ordu. Ama yıllardır maalesef gerçekleştiremedik. Bizde mecliste defalarca soru önergesi verdik bununla ilgili basın toplantıları yaptık. Muhalefet olarak yapılması adına, her bütçe görüşmelerinde gündeme getirdik. Ama tabi maalesef beklediğimiz ve istediğimiz noktada değil.

Ülkemizde şehirlerin ihtiyacı olan “Şehir Planlamaları” gerçekten de yapılıyor mu?  Yoksa, gündelik siyasetin kurbanı edilip  bir başka  bahara mantığıyla öteleniyor mu?

Maalesef yapılıyor aslında ama yapıldıktan sonra da bozuluyor. Az öncede onu ifade etmiştim. Bir şehir imar planı yapıyorsunuz, revize ediyorsunuz örneğin; daha planın mürekkebi kurumadan tabiri caizse yeni taleplerle karşılaşıyorsunuz. Hâlbuki o planlama yapılırken bir görüşler alınıyor, ihtiyaçlar tespit ediliyor, gelecek hesaplanıyor, yapılıyor. Ama maalesef bu yönde talepleri bitiremiyoruz. Bugün bakın belediye meclislerinin konularına çoğunlukla imar konularıdır. Hep imar değişikliği konularıdır. Bunu da açıkçası doğru bulmuyorum. Ya yaptığınız planı zamanında yanlış yapıyorsunuz ya da eğer o doğruysa talepler yanlış. Bunu mutlaka objektif olarak değerlendirmek lazım. Çünkü bozduğunuz bir kenti eski haline getirmek çok mümkün olmuyor. O kişiye hak olarak veriliyor daha sonra iyileştirmeye çalışsanız dahi ya çok ciddi bir maddi bedelle karşı karşıya kalıyorsunuz ya da çok ciddi bir zaman kaybıyla karşı karşıya kalıyorsunuz. Batı’ya gidiyoruz, görüyoruz  yüz yıllık şehirler var hala o plan bozulmamış, o planla devam ediyorlar, bekli eskisi yenileniyor, belki restore ediliyor ama ölçek aynı. Bu sadece görünüm açısından sorunda yaratmıyor. Bu plan bozulup trafik sorun oluyor, alt yapı sorun oluyor, şehirle ilgili yarın her hangi bir hizmeti sunmaya çalıştığınızda ciddi bir sorun haline geliyor ve bunu da bütün kentlerimiz maalesef yaşıyor.

Ordu Turizmiyle ilgili bir çok hizmetler yaptığınızı  biliyoruz, bunları  sayarsak   Teleferik ile başlarız. Ordu da Turizmin  gelişmesi,  büyümesi ile ilgili yaptığınız hizmetleri, faaliyetleri söylemek İsteseydiniz bunlar neler olurdu?

Yani tabi birçok konuda biz Ordu turizminin gelişmesi için çaba gösterdik, birçok fuarda tanıttık hatta bir düşüncemiz vardı Karadeniz kıyısındaki ülkelerle bir iş birliği yaparak bir Karadeniz destinasyonu oluşturmak. Sonuçta tabi bize gelen turist en fazla 1 gün 2 gün 3 gün kalıyor. Ama bu 3 günü bir Karadeniz kıyısı olarak bir rotaya dönüştürseydik ve kültürü de, denizi de, doğayı da içine almak kaydıyla ve mevsimsel olarak böyle bir döngüyü yaratabilmiş olsaydık bir kazan kazana dönüştürecektik. Hatta biz Rusya’da şöyle bir çalışma yapmıştık, Size Ege’den Akdeniz’den daha yakınız diye. Deniz turizmini canlandırmak için bizde Haziran’dan Eyll’e kadar deniz turizmi olabiliyor o ayları değerlendirmek amacıyla bir çalışma diye düşünmüştük. Daha sonrası günlerde aylarda kültür turizmini öne çıkarırdık, daha sonrasında doğa turizmini öne çıkarırdık. Yılın 12 ayı bir turizm kapasitesi oluşturabilirdik. Bunu tabi bir kişiyi on gün, bir hafta, on beş gün Ordu’da konaklatmak mümkün değil ama mevsimsel olarak bunu yaptığımızda yılın 12 ayı bunu sağlayabilirdik. Bununla ilgili bir çalışma da yapmıştık ama tabi gerçekleştirmek çok mümkün olmadı. Tabi biz yamaç paraşütü o günlerde çok teşvik etmiştik. Bugün Ordu Boztepesi’yle, teleferiğiyle, menekşe sokağıyla biz cazibe merkezi oldu. Konaklama tesisleri ve sahil düzenlemesiyle bir cazibe merkezi oldu. Tabi bunun geliştirilmesi lazım. Aslında iki tane hayalim vardı bunu da ilk defa burada söylemiş olayım.

 Bir, Bu iskele ile daha önce Mıdı Restoran’ının olduğu iki iskele arasında dratf 8 ila 9 metredir, ölçümleme yapmıştık. Oraya aynı kız kulesi gibi denizin içinde bir restoran hayalimiz vardı dolgu üzerine bir de Boztepe’ye 52 metre yüksekliğinde bir döner kule, yani hem Giresun’u da Fatsa’yı  da görebileceğiniz hem de Ordu’ya ayrı bir değer katacak izleme terası gibi seyir terası gibi 360 derece bir panoramayı görecek bir cazibe alanı yaratmaktı. Hatta Boztepe için projesini hazırlatmıştık, çizimlerini yaptırmıştık. İşte statik ve diğer elektrik mekanik projelerini yaptırmak üzereydik ama inşallah önümüzdeki yıllarda kısmet olur. Sonuçta gelen konuğumuzu Ordu’da ağırlayacak, vakit geçirmesini sağlayacak, bir cazibe merkezi oluşturmasanız niye kalsın ki. Yani dünyada artık dünya turizm deyince deniz geliyordu aklımıza; kum, sıcak işte deniz. Ama artık turizm o kadar çeşitlendi ki; Gurme Turizmi var, Doğa Turizmi var, Dağa Turizmi var, varda var. Yani bütün bunları aylar itibarıyla dağıttığımızda veya belli rotalarda bir profesyonel bir destinasyon oluşturduğumuzda bundan faydalanmak mümkün dünyanın bütün ülkeleri böyle yapıyor. Ben hep Japonya’da gittiğimde bir yeri anlatırım. Küçük bir fare yılın 6 ayı uyurmuş 6 ay gezermiş. Gittik bölgeye bir küçük fare bir bölgede turizm kapasitesi yaratmış. Onun yaşamını gösteriyorlar, izlettiriyorlar size. Bir 5-10 dönümlük bir ormanda aynayla onu size arattırıyorlar. Görmeye çalışıyorsunuz eğer uyanıksa. Efendim, hediyelik eşya malzemeleri yapmışlar, maskotunu yapmış, kartını yapmış, yastığını yapmış falan filan. İşte orda bir kapasite yaratmış ve insanlar kuyrukta. Sonuçta turist geldiğinde bir farklılık ister eğer siz ona bunu sunuyorsanız da orası cazibe merkezi olur.

Ülkemizin Bütün illerinde “ Master Planları” yapılır buna şehrimiz de dahil fakat hayata,   yani fiiliyata geçirilmez kağıt üstünde kalır. Kağıt üstünde çekmecede, çantada kalan “Master Planları” Bunu nasıl anlamalıyız? Neden böyle oluyor? Genelde ülkemiz İnsanı, özelde de  Ordulu hemşehrilerimiz için yorumlarsak  kader mi diyeceğiz?

Kader olmamalı tabi. Yani sonuçta Ordu’nun STK’ları çok etkindir. Yani bunlar yapılmışsa bu Master Planlar bir bilimsel çalışmayla bir emekle bir gerçeklikle yapılmıştır. Bunlarında hayata geçirilmesi lazım. Eksiği varsa yanlışı varsa tabiki düzeltilir ama. Bunlar eğer bunlar yapılıp çekmecelerde veyahut dolaplarda kalacaksa bu Ordu için bir kayıptır. Ordu için gerçek anlamda bir eksikliktir. Ordu Karadeniz ileeri arasında aslına çok müstesna bir yer. Sahilini korumuş şehirleşmesi diğer illere göre daha iyi tabi mükemmel diyemeyiz tabi ama diğer illerle kıyasladığında daha iyi diyebiliriz. Bunun avantajlarını aslında yaşamalı Master Planlar bir an önce hayata geçirilmeli, uygulanmalı ve insanımızın daha rahat, daha konforlu yaşaması içinde mutlaka hayata geçmeli.

Ordu ili Tarım Master Planı

 Ordu ili Doğa Turizmi Master Planı(2013-2023)

 Altınordu İlçesi Kentsel Dönüşüm Master Planı hazırlıkları(Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi Çalıştayı)   gibi sayacağımız birçok çalışma yapılmış. Ve ilimiz ile ilgili şimdiye kadar gelen siyasi bütün parti temsilcileri de dahil olmak üzere, Ordumuzun Turizm kenti olduğunu bunu daha da geliştirecekleri söz ve vaatleri oldu, bu söz ve vaatler de tıpkı yapılan “Master Planlar” gibi kasada veya masada kaldı       (DOKAP’ın hazırladığı, Doğu Karadeniz Master Planı da dahil)

Bu konuda söylemek isteyecekleriniz neler?

Yani bu ihanet! başka bir şey değil. Bu planlar ihtiyaçtan dolayı yapılmıştır. Herhalde raflara konulmak için, envanterde, arşivde tutmak için yapılmamıştır. Bunlar elbette ki bir düşünceyle bir üretimle bir ihtiyaçtan dolayı yapılmıştır. Bunlarında söylediğim gibi hayata geçmemesi ihanettir. Tarım, turizm, ticaret bunlar bizim ihtiyaçlarımız, taleplerimiz. Bugün deniz turizmi evet ama bir de deniz taşımacılığı var. Sahillerimizden bu anlamda hiç faydalanamıyoruz. Hâlbuki bugün dünya ticaretinin %80’i %90’ı deniz yoluyla gidiyor. Ama  biz maalesef denize sırtımızı dönmüşüz. Zaman zaman belki deniz turizmi adına kullanıyoruz onda da yeterli kapasitede değiliz. Şimdi bir yandan doğamız var. İnanılmaz bir coğrafyamız var ‘Dereler Kenti’yiz’ tabiri caizse. Bunu yeterince işleyemiyoruz. Parmağınızı soksanız toprağa yetişmeyecek bir ürün yok. Müthiş bir ekolojik yapı var. Bunu yeterince ortaya çıkamıyoruz, bir ürün deseni oluşturamıyoruz.  Tamam fındık bizim ana geçim kaynağımız, ana ürünümüz elbette ki onu destekleyelim ama ona ek olacak bazı ürünlerde ihtisaslaşmamız lazım. Ticari kapasiteyle  bunu yapmamız lazım hobi olarak değil. Bir ticari katma değer oluşturacak şekilde yapmamız lazım. Tabi bir yandan da orta ölçekli sanayide büyümemiz lazım. Oranın desteklenmesi lazım. Örneğin; fındık, hep konuşuyoruz yıllardır aynı şeyler yapılıyor. Şimdi İsviçre, Avusturya, Almanya çikolata sektöründe dünya lideri bu ülkeler. Kakaomu yetişiyor o ülkelerde, fındık mı yetişiyor o ülkelrde veya çikolatanın ham maddesi mi var? Yok. Ama sonuçta onlarda başka ülkelerden alıyor. Ama bizim bir fındığımız var ve çikolatanın içerisinde %12 ila %20 arasında bir oranda kullanılan bir ürün. Sonuçta %12 de %20’si de ürettiğiniz bir ürün size verilse bunu burada uzmanlaşarak, sektörde büyüyerek, katma değeri de istihdamı da büyütebilirsiniz burada. Piyasayı da kendi elinizde tutarsınız. Dünya artık gittikçe zenginleşiyor. Biz her ne kadar fakirlesekte  sonuçta zenginleşen ülkeler, tüketimlerini de arttırıyorlar. Bugün Çin, artık ekonomide belli bir yere geldi. Örneğin; işte birçok Dünya ülkesi haliyle onlar kendi damaklarına göre bunu yaptığınızda; tuzlu sever örneğin,  ekşi sever, tatlı sever. Fındığı bir şekilde ürün desenini geliştirip bunu yapabiliriz. Ama bu yönde bir adım yok hep yıllardır aynı şeyi konuşuruz, yıllardır aynı şeyi tartışırız. Yine mesela birçok aromatik bitkinin Ordu’da yetişmesi mümkün. Bunlar yapılabilir. Aynı zamanda Ordu’da belli sanayilerde uzmanlaştığımız sektörler var onlar geliştirilebilir. Aslında Ordu’nun çok ciddi avantajı var.  Ordu göç veren değil göç alan bir kent olabilir. Sadece kırsaldan göç alan değil, başka illerden de göç alan bir kent olabilir ama bunun için artık bazıları söylemleri eylemlere geçirmek lazım, bazı yapılan planlamaları hayata geçirmek lazım, bu ‘Master Plan’ deyip onları çekmecede durmadan, fiiliyata geçmesi lazım.

 “ İyi bir belediye başkanı, mensup olduğu siyasi partinin rozetini, belediye başkanı olduğu andan itibaren çıkarmalıdır”  diye bir söz vardır,

Bu uygulanır mı?

Ya da daha açık söylemek gerekirse, siz kendi partinizin rozetini çıkardınız mı?  Belediye Başkanlığınız süresince?

Onu Ordululara sormak lazım tabi ama. Ben aynı fikirdeyim. Bir belediye başkanı, belediye başkanı seçildikten sonra parti rozetini kesinlikle çıkarmalı.  O artık yaşadığı kentin tüm siyasi görüşlerin, tüm inançların, o bölgede kim yaşıyorsa herkesin belediye başkanıdır. Elbette ki siyasi partiye mensuptur, onu inkâr etmesi da düşünülemez. Ama herkesi kucaklamak, herkesin sorununa eğilmek, herkesin beklentilerine cevap vermek zorundadır kesinlikle.

Belediye başkanlarının iyi bir yönetici olması beklenir, belediye başkanlığınız döneminde iyi bir yönetici olduğunuzu düşünüyor musunuz? Şu anda mevcut yönetimi nasıl değerlendirirsiniz?

Valla yine onu Ordululara sormak lazım. Bu sorunun cevabını veremem onu Ordulular verir. Ama şuanı söylüyorsanız; üzgünüm daha iyi olmasını isterdim. Çünkü; Ordu, 2013’te büyükşehir ilan edildi 12 Mart’ta. insanların beklentileri çok büyüktü ve 2014 yerel seçimlerinden sonra da büyükşehir yasasına göre yönetiliyor. Aslında imkanlar fırsatlar çok farklı. Görüyoruz ki, büyükşehirler çok büyük rekabet içerisinde her biri, her alanda. İsterdin ki Ordu, konuşulan, hizmetleriyle önde olan, bütün avantajlarını kullanmış bir kent olmasını isterdim. Ama görüyoruz ki o beklentilere yanıt bulamadık, olumlu bir şey göremedik. Yapılanlar için tabi ki teşekkür ediyoruz, yapılana tabi ki minnettarız. Ama bu kadar bilgi birikimi varken, bu kadar insanımızın enerjisi varken,  beklentisi varken, bu kadar imkan varken; isterdik ki Ordu Karadeniz’de Türkiye’de parmakla gösterilen bir il olsun. Ve sorunlarını çözebilmiş olsun. Ama bakıyoruz hala belli yerde duruluyor. Hani şu yapıldı denilebilecek son 8 yılda doğru dürüst bir şey göremiyorum açıkçası. Keşke isterdik ki ya şunlarda çok ses getirdi şu şekilde oldu diyebilelim. Yapılanlar var. Ama isterdik ki bu yapılanlar Türkiye ve Dünya genelinde bir değer oluştursun.

1994’te Ulubey ilçemizde başlayıp  2004  ile 2014 arasına kadar süren bir belediye başkanlığı, uzun bir zaman şehrimize hizmet etme fırsatınız oldu;

Şimdi, geriye doğru baktığınızda  şunu da yapsaydım diyeceğiniz şeyler var mı? Ayrıca, kısa bir geçmiş özeleştirisi yapsaydınız  neler söylerdiniz?

Evet tabi biz hep zamanın ruhu diyoruz. O süreç içerisinde sizi içinde bulunduğunuz durum ancak görebildiğiniz, anlayabildiğiniz kadar fırsat veriyor. Onlara çözüm buluyorsunuz. Ama şimdi zaman ilerledikten sonra geriye baktığımızda tabi ki eksikliklerimiz var, tabi ki yapmamız gereken var, hatalarımız var. Ama tabi şöyle söylemek isterim, böyle şehri bozacak veyahutta bugün Orduluya geleceğine dair çok olumsuz olacak bir şey yapmadık. Ama dediğim gibi bazı kararlarda eksiğimiz olmuş olabilir. Bazı uygulamalar yaparken hatamız olabilir. Elbette ki ben de zaman zaman özeleştirimi yapıyorum. İçimde Ordu ile ilgili en önemli uktelerden biri, yani Civil Irmağı üzerinde aynı  Eskişehir’de ki gibi bir gondol gezdirme projemiz vardı. Fakat o gün maalesef DSİ’den izin alamadık. Ve bütün hayalim o Tesk Otel’in önüne kadar birazda deniz kodunu kullanarak oradaki kod çok düşük. Böyle oranın bir rekreasyon alanı olmasını isterdim, içimdeki ukdelerden biridir. Tabi demin söylediğim iki tane hem Boztepe’de hem denize bir yatırım onaları yapmak isterdim. Ama bakıldığında tabi çok şükür Allah’a dua ediyorum, şükrediyorum geriye dönüp baktığımızda Ordu’nun sokaklarında dolaşırken. Caddesinde dolaşırken, düğününde, cenazesinde bulunurken alnımız açık başımız dik gezebiliyoruz. Bu da bir belediye başkanı için, bir yönetici için bundan daha büyük bir makam, bundan daha büyük bir onur olamaz. 

İki dönem üst üstte belediye başkanı seçildiniz şehrimize bir çok hizmetleriniz oldu  hoşgörünüze de sığınarak, çalışma ve hizmetlerinizi  10  üzerinden  puanlandıracak olsaydınız kendinize kaç puan verirdiniz?

Yine geldik aynı yere. Tabi bizim puanımızı Ordulu verir. Dediğim gibi tabi biz elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalıştık gecemizle gündüzümüzle mücadelemizle mücadele ettik. Az önce de söyledim, eksiğimizde hatamız da vardır, onu Ordulu hemşerilerimiz taktim eder, ama ben vicdanen rahatım, huzurluyum, keşke imkân olsaydı daha iyilerini yapabilseydik. Bakın ben Ordu’da bir festivale gelen konuklara verilmek üzere, şehri tanıtmak üzere şehri tanıtan broşürleri yaptırırsınız işte, blok not yaptırırsınız, kalem vs. verirsiniz ya kalemin üzerinde ismim yazıyor diye yargılandım. Yani bu koşullarda çalıştık Ordu’da. Keşke siyasiler biraz daha yardımcı olabilseydi,  biraz daha kentin sorumluluğunu siyaset ayırt etmeden hep beraber hissedebilseydik, belki bir şeyler çok daha iyi olabilirdi. Bakın o teleferiği yapabilmek için aylarca uğraştık, aylarca izinler alamadık. Sit alanı ilan ettiler, durdurdular, birçok kez engellerle karşılaştık ve o sadece finansmanını karşılayıp, projesini yaptırıp, finansmanını karşıladığınız bir yatırım değil. Arkasında mahkeme kararları var. Emniyetin talimatla aldığı kararla durdurmalar var. Yani işin açıkçası isterdik ki Ordu’ya yapılan her katkının, her hizmetin herkes tarafından sahiplenmesi ve destek olunması. Sonuçta bugün o yatırımların hepsini, belediye hizmet binasını da, teleferiği de, içme suyunu da, atık su arıtmayı, kanalizasyonu da, kıyıları da, her şeyi vatandaşlarımız kullanıyor. Yani hiç birimizin şahsi bir işi değil onlar. Onlar milletin verdiği yetkiyle, millet için yapılmış, milletin verdiği vergilerle finans edilmiş yatırımlar, hizmetler. Yoksa hiç birimizin orda şahsi bir olayı yok. Bu anlamda  Ordulular her şeyin taktirini yapar.

Evet Sayın Torun, sorularımıza samimi ve içten cevaplar verdiğiniz için teşekkür ediyoruz.

Ben teşekkür ediyorum.

Başarılarınızın devamını diliyoruz.

Sağ olun. Ben de Ordu’dan zahmet edip geldiğiniz için ve Genç Bakış Gazetesi’ni kurduğunuz ve Ordu’nun basın hayatına kattığınız değerden dolayı çok teşekkür ediyorum sağ olun.

Teşekkür ederiz.

21 Nis 2022 - 15:17 -


TÜM RÖPORTAJLAR GÖSTER


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ordu Bakış Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ordu Bakış hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Ordu Bakış editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ordu Bakış değil haberi geçen ajanstır.